kibrit kutusu
18.05.2012/18:23

 Sana yağan yağmurdan selam getirdim. Az önce tüm bu yağan yağmurun sorumlusu bulutların yanındaydım onların peşimden gelmesini izleyerek eve kadar yürüdüm. Şu kocaman otlara ıslanmadan son kez yatmanın verdiği mutluluk ile gelen kara ve dolu bulutları izledim bir boya fırçasının gazabına uğramış gibiydi gökyüzü. Son kez sessizliği dinledim ve yağmurla birlikte evime döndüm. Yağmurla aramızda bir şeylerin olduğu artık bir gerçek oldu. Bugün ayağına kadar gitmemden bunu anladım. Nasılda seviyormuşum ve özel kılıyormuşum onu kendimi onu anlatırken buluyorum her defasında. Ve o dökerken yeryüzüne narin incilerini ,ben tüm ışıklarımı kapatıp grinin üzerinde patlayan beyaz boyayı izliyorum o patladıkça ben gülümsüyorum. Kendimi, Orta Çağ’da hissediyorum ıslanmış saçlarım ve hafif üşüyen bedenim ile bir mum yakmaya çalışan narin köylü kızları gibi. O ki mumu yaktığında en rahat koltuğuna geçip eline kesin kitabını alacaktır. Sol yanımda duran büyük camıma bakıp yağmurun sakinliği ile hızlı yazan parmaklarıma bakıyorum yağmur çenemi düşürmüş ve ellerim çenemin tutsağı olmuş. Ve son olarak İsmet Özel’den birkaç mısra ekleyeceğim bunu bana öğreten arkadaşım iyi ki öğretmiş duygularıma tercüman oluyor…

sen ve yağmur.
başa dönemezsiniz.
öyle bir yol yürüdünüz ki ancak
dönüş yolunu yok ederek gelebilirdiniz
inişiniz bir iniş olurdu başa dönmemecesine.
yağmur yalnız yağarken yağmurdur
sen yalnız senken sensin
burada kalamazsın ve başa dönemezsin
gitmek zorundasın.

    1. 1 yorumTimestamp: Cuma 2012/05/18 18:29:00
    1. hegell bunu gönderdi